16 Ocak 2012 Pazartesi

Gün geçmiyor ki sabah uyandığımızda hükümetin ileri demokrasi örneklerinden birine daha maruz kalmayalım. Bu sabah yeni bir KCK adı altında yapılan soruşturma kapsamında baskınlara ve gözaltılara tanık olduk.
 
İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Adana, Van, Malatya, Şanlıurfa, Elazığ, Mardin, Siirt, Batman, Şırnak’ta Terörle Mücadele Şubelerine bağlı polis ekipleri evlere ve kurumlara baskınlar düzenledi.
 
Soruşturma kapsamında İHD Diyarbakır Şubesi’nde, BDP’nin birçok ildeki binalarında, KESK Genel Merkezi’nde, çeşitli illerdeki BDP’li belediye binalarında, Kurdî-Der’in Diyarbakır binalarında, TUHAYDER’de, Kayapınar Cegerxwîn Kültür Gençlik Merkezi’nde, Dicle Fırat Kültür Merkezi’nde Eğitim-Sen Diyarbakır ve Şanlıurfa Şubelerinde arama yapılırken; aralarında BDP Merkez Yönetim Kurulu üyesi Tuncer Bakırhan, BDP eski milletvekili Fatma Kurtulan, DİHA muhabiri Murat Çiftçi, KESK uzmanı İsmet Aslan’ın da bulunduğu şimdilik 45 kişinin gözaltına alındığı; Ankara’da Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana’nın evine ve bürosuna baskın yapılarak arama yapıldığını öğrendik.
 
Yeni Strateji Dur Durak Tanımıyor
 
Böylece Hükümetin merkezden planladığı yeni stratejinin bir hamlesi daha gerçekleştirildi. Türkiye millî birlik ve beraberlik projesinde bir adım daha attı! Ayrıca Başbakanın Leyla Zana’yı hedef alan açıklamaları da karşılığını buldu. Özel yetki savcılar ve mahkemeler de siyasal iktidarla ne kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtladı.
 
Bugün İHD Diyarbakır Şubemizde de polis tarafından arama yapılmış, dernekte bulunan tüm bilgisayarların hard disklerinden imaj alınmış ve çeşitli dernek dokümanlarına el konulmuştur. Arama ve el koyma ile ilgili olarak İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın 2010/521 soruşturma nolu dosyası kapsamında talepte bulunulmuş, bu talep İstanbul 10. Özel Yetkili ve Görevli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/400 sayılı arama el koyma kararıyla kabul edilmiştir. İHD Diyarbakır Şubesi’ne yönelik bu arama ve el koyma kararında şube yönetici ve çalışanlarıyla ilgili hiçbir işlem yapılmadığı halde doğrudan doğruya tüzel kişiliğe yönelik karar verilmesi açıkça hukuka aykırı ve keyfidir. Kararda hiçbir somut gerekçeye yer verilmemiştir. İstanbul Savcılığı’nın Diyarbakır’da bulunan bir dernekle ilgili bir soruşturma yürütmesi de CMK’ya da açıkça aykırıdır. İHD Genel Merkezi bu hususla ilgili gerekli girişimlerde bulunmuştur.
 
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ni açıkça ihlal etmiştir. Ağır hak ihlallerinin giderilmesi noktasında 1986 yılından beri mücadele eden derneğimizin Diyarbakır Şubesi’nin bu kadar keyfi bir şekilde aranması ve belgelerine el konulması kabul edilemez.
 
Türkiye, otoriter yönetim anlayışından totaliter rejime doğru hızla ilerlemektedir. Siyasal iktidarın bu gidişte sorumluluğu açıktır. Siyasal iktidarı demokrasiye bağlılığa davet ediyoruz. İnsan hakları savunucularının mücadelesi, tüm engelleme çabalarına rağmen, devam edecektir.
 
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

22 Aralık 2011 Perşembe

BASINA VE KAMUOYUNA
(Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı El Ele Vererek Mehmet Aras’ı öldürdüler!)

Değerli basın mensupları;
Bundan önceki açıklamalarımızda “Cezaevlerinden bir ağıt daha yükselmeden” diyorduk ancak, ne yazık ki her gün yeni bir ağıt daha duymaya başladık. Ülkemizde bir kanayan yara olarak duran ve her geçen gün ihlallerin artış gösterdiği cezaevlerinde hasta mahpusların yaşam mücadelesi devam ediyor. Gün geçmiyor ki bir hasta tutuklu veya hükümlünün sağlık sorunlarına ilişkin başvuru almayalım. Bu öyle bir boyuta vardı ki, artık ülkemiz bir hasta mahpus ülkesi haline geldi.

Türkiye cezaevlerinde hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiren tutuklu ve hükümlülerin sorunlarını defalarca gündeme getirmeye çalıştık. Bu konuda başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve Adli Tıp Kurumu nezdinde defalarca girişimlerde bulunduk. Cumhurbaşkanı’nın af yetkisini kullanarak, ölüm sınırında olan cezaevindeki ağır hastaların son dönemlerini ailelerinin yanında geçirmeleri veya tedavileri mümkün olan hastaların salıverilerek, tedavisinin dışarıda daha uygun koşullarda yapılmasını talep ettik. Ancak tüm çabalarımız ve taleplerimize rağmen devletin yetkili kurumları bu taleplere kulaklarını tıkamayı tercih etti. Sonuç olarak bir ölüm daha gerçekleşti. Aslında bu bir cinayetti. Göz göre göre “devlet tarafından işlenen bir cinayet.”

Evet, Erzurum H Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren Mehmet Aras’tan bahsediyoruz. 60 yaşındaki Mehmet Aras, ilk olarak 1994 yılında cezaevine girdi. Cezaevinde bulunduğu sırada eşi ve iki çocuğu karanlık güçler tarafından katledildi. 1995 yılının Haziran ayında tahliye olan Aras, 2000 yılında tekrar tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. O tarihten itibaren cezaevinde olan Mehmet Aras, elim bir hastalığın pençesine kapılmıştı. Yemek Borusu Kanseri’ne yakalanan Aras, kısa sürede hastalığın ilerlemesi nedeniyle artık cezaevinde tedavi edilemeyecek duruma gelmişti. Daha önce 95 kilo olan Aras, kısa süre içerisinde 50 kiloya kadar düşmüştü. Nitekim, hastalığı nedeniyle herhangi bir şekilde yiyecek alamıyor, sadece sıvıyla beslenebiliyordu. Son zamanlarda artık ağızdan sıvı dahi alamaz duruma gelmişti. Sürekli tam teşekkülü bir hastanede müşahede altında olması gerekirken, kemoterapi seansları uygulandıktan hemen sonra cezaevinin sağlıksız ortamına geri gönderiliyordu.

Mehmet Aras’ın yaşatılabilmesi veya en azından yakınlarının yanında “huzurlu bir ölüm hakkı” olduğunu hatırlatmak için defalarca devlet nezdinde girişimlerde bulunduk. Aras’ın ve onun gibi birçok hastanın her an yaşamını yitirebileceğini defalarca söyledik ancak, tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve diğer yetkililer, taleplerimize kulaklarını kapattı. Bunun sonucunda bir buçuk ay içerisinde önce Latif Bodur’u, sonra Mehmet Aras’ı kaybettik.

Yaşamını yitiren bu mahpuslar elbette ilk değildi. Ancak bu şekilde gitmesi halinde son da olmayacak. Sadece 2010 yılı içerisinde 16 mahpus, bu şekilde yaşamını yitirmiştir. 2011 yılı içerisinde de emin adımlarla bu rakama ulaşılmaya çalışılıyor.

Şu verilere dikkatinizi çekmek istiyoruz;
İnsan Hakları Derneği olarak yaptığımız araştırmalar sonucu cezaevlerinde halen 263 ağır hasta bulunmaktadır. Bunlardan 135’i ise ölümcül hastalıkları nedeniyle ölüm sınırındadır. Verdiğimiz bu rakamların dışında cezaevlerinde binlerce mahpus tedavi olanaklarından yeterince yararlanamamaktadır.
Bu rakamları bilen sadece biz değiliz. Tüm yetkili kurumlar da bundan haberdardır. Devlet yetkilileri, hakimiyeti altında bulunan cezaevlerinde onlarca hasta mahpusun her an ölebileceğini biliyor. Ve bile bile bu insanları ölüme göndermede herhangi bir çekince yaşamıyor.

Değerli basın mensupları;
Ülkemiz cezaevlerinde ölümü bekleyen veya yakın bakıma muhtaç olan hasta mahkumların durumu, insanlığın vicdanını sızlatan, hiçbir dinin ve ideolojinin kabul edemeyeceği bir süreç izlemektedir. Buna rağmen kamuoyundaki duyarsızlık, hükümetin vurdumduymaz tavrı ve Sayın Cumhurbaşkanı`nın ölümcül hasta tutsaklar lehine inisiyatif kullanmaktaki çekinceli yaklaşımı devam etmektedir.

Cezaevlerinde hasta ve insan haklarının korunması ve yaşama geçirilmesi için tüm kesimleri sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Cezaevlerinde ölümcül veya yakın bakım gerektiren hasta tutuklu ve hükümlülerin derhal salıverilmeleri gerekmektedir. Aksi durumda ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler çerçevesinde bu sürecin gereklerini yerine getirmeyen kurumlar, insanlık suçu işlemiş sayılacaklardır. Bu çerçevede artık bir insanlık ayıbına dönüşen bu konunun çözümüne yönelik olarak, cezaevlerinde ciddi sağlık sorunu olan hükümlülerin ceza infazlarının ertelenmesi, son günlerini yaşayan tutsakların sevenleri ve dostları ile buluşmalarının sağlanmasını talep ediyoruz.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

BİLINDIGİ ÜZERE DERNEĞİMİZ POLİS BASKININA UĞRADI VE TUM BİLGİSAYARLARIMIZA (13 ADET) VE TEKNİK MALZEME ..
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası etkinlikleri ..
Diyarbakır'da İHD, MAZLUMDER, TİHV, Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Tabip Odası tarafından organize edilen ..
ihd
Copyrght ® 2011 - Her Hakkı Saklıdır - İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi
Web Tasarım: Vertex Yazılım ve Bilişim Danışmanlığı